Konsültasyon”; Bir hastalığa tanı koymak veya hastalığı tedavi etmek amacıyla birden fazla hekimin görüş alışverişinde bulunmasıdır. Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi’nde de konsültasyonun koşulları açıklanırken, müşavere ve müzakaa sözcüklerine yer verilmiştir. Bu itibarla konsültasyon danışma ve tartışma suretiyle hekimlerin görüş alışverişinde bulunmasıdır.

Hekimin, hastalığın teşhisinde ve tedavinin gerçekleştirilmesi aşamalarında, tıbbi bilgi ve tecrübesinin yetmediği kendi uzmanlık alanı dışında kalan konularda, ilgili uzman hekimin görüşüne başvurma zorunluluğu bulunmaktadır. Kimi zaman uygulanacak tıbbi işlemin verilmişliğini arttırmak için de başvurulan bu durum, hekimin mesleki yükümlülükleri arasında yer alır. Hekimin, içinde bulunduğu koşullar evresinde hastaya en uygun ve güvenilir yöntemi belirlememesi nedeniyle hastada meydana gelen zararlı netice bakımından kusurlu olduğu kabul edilir.

Konsültasyon talebinde bulunan hekim hastanın tedavisini üstlenmiş olan hekimdir. Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi’nin 24. maddesindeki düzenlemeye baktığımızda konsültasyon talep eden hekim müdavi hekimdir. Kendisinden konsültasyon talebinde bulunulan hekim ise konsültan hekim olarak isimlendirilmektedir.

Yukarıda hekim hakları bölümünde açıklanan hekimin konsültasyon isteme hakkı, aynı zamanda hekime konsültasyon konusunda birtakım yükümlülükler yüklemektedir. Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi’nin 24. ve devam maddelerinde, hekimin, değişik uzmanlık alanlarının görüş ve önerilerine ihtiyaç doğması hâlinde, konsültasyon isteme; yani farklı bir uzman hekimin tıbbi görüşüne başvurma hakkına ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir. Aynı düzenlemelere göre; hasta, konsültasyon yapılmasını arzu ederse, müdavi hekim veya diş hekimi bu talebi kabul eder. Müdavi hekim veya diş hekimi, konsültasyon yapılmasına lüzum gördüğü takdirde, keyfiyeti hastaya bildirir. Bu teklifin kabul edilmemesi hâlinde, müdavi hekim veya diş hekimi, hastasını bırakabilir. Konsültasyonun hangi hâllerde ve ne suretle yapılacağı, hastahaneler talimatnamelerinde gösterilir. Konsültan hekim veya diş hekimi, yapılan tedaviyi uygun görmediği takdirde, kanaatini konsültasyon zaptına yazmakla yetinir. Yapılan tedaviye müdahalede bulunamaz. Konsültan hekim veya diş hekimi ile müdavi hekimin kanaatleri arasında ayrıklık husul eder ve hasta, konsültan hekim veya diş hekiminin kanaatini tercih ederse, konsültan hekimin görüşünü ısrar ettiği takdirde hastasını terk edebilir. Konsültan hekim veya diş hekimi, hastanın ısrarlı talebi olmadıkça, hastayı tedavi edemez. Bu kapsamda konsültan hekimin hastanın ısrarlı talebini yazılı hâle getirmesi doğru bir uygulama olacaktır.

Tüzük’te açıkça ifade edildiği üzere, konsültan hekim, yapılan tedaviyi uygun görmediği takdirde, kanaatini konsültasyon zaptına yazmakla yetinebilir. Yapılan tedaviye müdahale etme yetkisi bulunmamaktadır. Bu itibarla konsültan hekimin, kendisinden talep edilen konu özelinde ve yine bu kapsamdaki değerlendirme ve yorum yapmasında fayda bulunmaktadır.

Tüzüğün 26. maddesinde konsültasyon neticesinin, en yaşlı hekim veya diş hekimi tarafından hastaya bildirileceği düzenlenmiştir. Bununla birlikte yapılan konsültasyon sonucunda ulaşılan kanaatin hastaya açıklanması sırasında, konsültan hekimin de bir bildirim sürecine dâhil olmasında hasta yararının bulunduğu düşünülmektedir.

Yine Tüzük’te açıkça ifade edildiği üzere, konsültasyon neticesi hastaya bildirilirken, hastanın veya yakınlarını tereddüde ve şüpheye düşürecek açıklamalardan kaçınılmalı, konsültan hekim ile konsültasyon talebinde bulunan hekimin istişarelerinin hasta veya yakınlarının bulunduğu ortamda gerçekleştirilmemesine özen gösterilmelidir. Aksi durum hastanın hekime olan güvenine olumsuz yönde yansıyabilir.

Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi’nin 24. maddesinde belirtildiği üzere, konsültasyon talep etme hakkı bulunan hasta tarafından konsültasyon talebinde bulunulması, bir diğer ifade ile konsültasyon talebinin hastadan gelmesi durumunda hekim bu talebi kabul etmek zorundadır. Hastanın konsültasyon talep etme hakkı Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 9. maddesinde de karşımıza çıkmaktadır. Hasta bu hakkını kullandığında, hekimin de bu talep doğrultusunda konsültasyona başvurma yükümlülüğü bulunmaktadır. Aynı zamanda kendisinden konsültasyon talep edilen hekimin bu talebi kabul etmek ve konsültan hekim olarak bu talebin gereğini gerçekleştirme yükümlülüğü bulunmaktadır. Nitekim Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği’nin 114. maddesine göre servis ve uzmanlar, herhangi bir hasta hakkında konsültasyon için diğer şubelerden gelen davetleri kabul ve görüşlerini bildirmek zorundadırlar.

Konsültan hekimin talebi kabul yükümlülüğü, aynı zamanda bu talebin gerekli kıldığı uzmanlık görüşünü zamanında bildirme ve talebe zamanında yanıt verme yükümlülüğünü de içerir. Doktrinde; acil durumlar dışında kural olarak konsültasyonun 24 saat içinde cevaplandırılmasının hizmet standardı olarak kabul edilmesi gerektiği belirtilmektedir.

Konsültasyon, hekim bakımından bazı yönleri ile bir hak olarak da karşımıza çıkmaktadır. Zira Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi’nin 24. maddesindeki düzenlemeye baktığımızda; hastadan sorumlu olan müdavi hekim konsültasyonu gerekli görmemesi ve bu durumu hastaya bildirmesine rağmen hastanın bu teklifi kabul etmemesi durumunda, hekimin hastanın tedavisini üstlenmeme hakkı doğmaktadır. Ayrıca belirtmek gerekir ki, müdavi hekimin konsültasyonu gerekli gördüğü durumlarda dahi konsültasyonun yapılabilmesi hastanın rızasının alınması şartına bağlı kılınmıştır. Bu noktada müdavi hekim hastanın rızasını almadan önce hastayı gerektiği şekilde bilgilendirmelidir. 

Ayrıca gerek Tıbbi Deontoloji Tüzüğü’nün 28. maddesindeki gerekse de Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği’nin 65. maddesindeki düzenlemelerden anlaşıldığı üzere, konsültasyon talebinde bulunan hastanın müdavi hekiminin, konsültan hekimin hasta ve hastalığa ilişkin kanaatini kabul yükümlülüğü bulunmamaktadır. Bu noktada mevzuat hastaya tercih imkânı tanıdığından, hasta eğer konsültan hekimin kanaatini tercih ederse, müdavi hekimin hastanın tedavisini üstlenmeme hakkı doğmaktadır.

Hekimin konsültasyon hakkına ilişkin düzenlemelere, Türk Tabipler Birliği Hekimlik Meslek Etiği Kuralları’nın “Danışım (Konsültasyon) ve Ekip Çalışması” başlıklı 19. maddesinde de yer verilmiştir. Anılan düzenlemeye göre; hasta izlemi sırasında, değişik uzmanlık alanlarının görüş ve uygulamalarına gereksinim doğduğunda, tedaviyi yürüten hekim durumu hasta ve/veya yakınlarına bildirmelidir. Buna göre konsültasyon başka uzmanlık dallarında görev yapan hekimler arasında mümkün olduğundan, konsültasyonun sadece uzman hekimler bakımından mümkün olduğu anlaşılmaktadır.
Örneğin; Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği’nin 116. maddesinde ameliyat öncesinde anestezi uzmanından konsültasyon alınması gerekliliğine ilişkin düzenleme bulunmaktadır.

Bununla birlikte tıpta uzmanlık dallarının çok çeşitli yan dallara ayrılmış olduğu gözetildiğinde, uzman hekimin, kendisi ile aynı ana dalda uzman olan fakat o alanda ilaveten ya da o dal uzmanlığı dışında başka bir hekimden yan dal uzmanlık bilgisi gerektiren bir konuda konsültasyon isteyebilmesi mümkündür.
Zira böylesi bir durumda her iki hekimin aynı ana dalda uzman olmakla birlikte, somut olayın özellikleri yan dal uzmanlık bilgisini gerektiriyor ise müdavi hekim, yan dal uzmanlığı olması sebebiyle kendisinden daha fazla mesleki bilgi ve deneyimi bulunan hekimden konsültasyon talebinde bulunabilir. Nitekim Hekimlik Meslek Etiği Kuralları gereğince de, konsültan hekimin alanında bilimsel ve teknik bilgiye sahip olması gerekmektedir.

Hastanın durumuna ve hastalığın türüne göre bazen birden farklı alanlardaki uzman hekimlerden konsültasyon talebinde bulunulması gereği doğabilir. Hastalığın birden fazla tıbbi dal uzmanlığı ile alakalı olması, hastanın tıbbi probleminin birden fazla farklı branş uzmanlığından görüş alınmasını gerektirmesi halinde, birbirinden farklı dal uzmanı hekimlerin görüşlerinin alınması, tıbbi problemin çözümü noktasında birbirinden farklı dal uzmanı hekimlerinin görüşlerine başvurulmalıdır.

Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 18. maddesinin 4. fıkrasına göre; hasta, aynı şikayeti ile ilgili olarak bir başka hekimden de sağlık durumu hakkında ikinci bir görüş almayı talep edebilir. Bu itibarla da ikinci görüş alınması konsültasyondan farklı bir uygulamadır. İkinci görüş alınması aynı zamanda bir hasta hakkı olarak karşımıza çıkmaktadır.

Hastanenin acil servisinde görev yapan bir pratisyen hekimin hastaya müdahale ettiği sırada, hastanın durumunun gerekli kılması sebebiyle ilgili uzmanlık dalında görev yapan uzman hekimden görüş istemesi ise, uzman hekimden görüş alınması olarak kabul edilir.

Yataklı tedavi kurumlarında yatarak tedavi gören hastalar bakımından konsültasyon talep etme hakkına ilişkin düzenlemeler, Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği’nin 65. maddesinde karşımıza çıkmaktadır.
Bu düzenlemeye göre; yataklı tedavi kurumunda yatan ve tedavi gören hasta veya ailesinden birisi, bir veya birkaç uzmanla konsültasyon yapılmasını istediği takdirde, müdavi hekimin muvafakati, baştabibin müsaadesiyle ücretleri hasta veya sahipleri tarafından ödenmek şartıyla, istenen uzmanların hastayı görmesine müsaade edilir. Müdavi hekim konsültasyona muhalefet ederse gereğine baştabip karar verir.
Burada karar verilirken konsültasyon konusunda tıbbi zorunluluk bulunup bulunmadığına dikkat edilmelidir. Tıbbi zorunluluk hâlinde konsültasyona başvurulmaması sorumluluk doğurabilecektir.

Konsültan hekimin hastayı görmesi, gerekli muayeneyi yapması, hastanın dosyasında yer alan kayıtları irdelemesi ve uygun gördüğü tetkikleri yaptırması suretiyle ulaştığı kanaatini yazılı şekilde sunması gerekir. Mevzuatta da açıkça, konsültan hekimin hastayı görmesinden ve dolayısıyla bu suretle bir kanaate varması gerekliliğinden bahsedilmiştir.

Özel Hastaneler Yönetmeliği’nin ek 5. maddesine göre de; sağlık durumu aciliyet arz eden ve/veya başka kuruma sevki tıbben riskli olan hastalar için, tedavisini üstlenen hekimin talebi üzerine tıbbi görüş, destekleyici ve tamamlayıcı hizmet veya yardım alınması için konsültasyon hizmetine ihtiyaç duyulan dalda o ildeki öncelikle özel sağlık kurum/kuruluşlarındaki kadrolu hekimlerden olmak üzere konsültan hekim davet edilebilir. Konsültan hizmet bedeli hastane tarafından hizmet sunan kuruma ödenir.

Doktrinde ifade edildiği üzere konsültasyon talebinin sağlık hizmet birimleri yönünden dikey doğrultuda, yani aşağıdan yukarıya doğru yapılması gerekir.
Sağlık hizmetinin organizasyonuna ilişkin bölümde ayrıntısına yer verildiği üzere, Sağlık Bakanlığı’nın sağlık hizmeti sunucularının basamaklandırılmasına ilişkin 2019/18 sayılı Genelgesi’nde sağlık hizmeti sunucularının birinci, ikinci ve üçüncü basamak şeklinde sınıflandırıldığı görülmektedir.
Buna göre; aile sağlığı merkezleri birinci basamak, eğitim ve araştırma hastanesi olmayan devlet hastaneleri ikinci basamak, Sağlık Bakanlığı’na bağlı eğitim ve araştırma hastaneleri ile devlet ve vakıf üniversitelerine ait hastaneler üçüncü basamak sağlık kuruluşlarıdır.
Sağlık kuruluşlarının sınıfı gözetilerek alt basamaktaki sağlık kuruluşundan üst basamaktaki sağlık kuruluşuna doğru olacak şekilde konsültasyon talebinde bulunulmalıdır.

Yazılı şekilde talep edilen konsültasyon sonucunda ulaşılan neticeler konsültasyon zabıtına aktarılmalı ve bu neticeler hastaya bildirilmelidir. İspat bakımından da konsültasyon talebinin ve ulaşılan neticelerin yazılı belgeye dönüştürülmesinde fayda bulunmaktadır. Talep yazısında hastanın özellikleri, konsültasyon isteğinin nedenleri, hasta ve hastalığa ilişkin görüş istenen konular, konsültasyonu talep eden ve kendisinden konsültasyon talep edilen bölüm, durumun aciliyeti, hastaya ilişkin gerekli olan bilgiler, talebin yapıldığı tarih ve saat gibi bilgilerin ayrıntılı şekilde bulunması önem arz eder. Yine konsültasyon neticesinde ulaşılan kanaat açık ve anlaşılır bir biçimde tutanak haline getirilmelidir.

Konsültan hekimin kanaatini, meslektaşını koruma saikiyle bulunmadan ve hasta yararını gözeterek açıkça ifade etmesi gerekir. Aksi davranış gösteren konsültan hekim etik ilkelere aykırı hareket etmiş olacak, aynı zamanda bu durum hukuka aykırılık kapsamında sorumluluk da doğurabilecektir. Konsültasyon sonucunda hastanın tedavisini yürüten hekimi ile konsültan hekimin görüş ve kanaatleri arasında fark olur ve hasta konsültan hekimin önerilerini kabul ederse, hastanın tedavisini yürüten hekimi tedaviyi bırakabilme hakkına sahiptir. Bu husus hem Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi’nde hem de Hekimlik Meslek Etiği Kuralları’nda açıkça vurgulanmıştır. Bu itibarla her iki hekim arasında görüş farkı doğduğunda hastanın kararına göre hareket edilmesi gerekecektir.

Belirtmek gerekir ki, Hekimlik Meslek Etiği Kuralları’nda vurgulandığı üzere, konsültasyon sürecinde konsültan hekim de hastanın sürekli hekimi gibi hastadan sorumludur. Konsültasyon talebinde bulunulması durumunda hem müdavi hekimin hem de konsültan hekimin tıbbi standardın sağlanması noktasında görev ve sorumluluğu bulunmaktadır. Burada her iki hekimin sorumluluğu irdelenirken güven ilkesinin işletilmesi gerekir. Bunun yanında konsültan hekim ile hasta arasında kurulan hukuki ilişkinin kapsamı tedavinin özel hastanede gerçekleştirilip gerçekleştirilmemesine, her iki hekimin aynı hastanede görev alıp almamasına, konsültan hekimin katkısının sadece görüş beyan etmekle sınırlı olup olmamasına göre değişkenlik arz eder. 

@nadirhukuk, @manavgatavukat, @cezaavukatı, @boşanmaavukatı, @sağlıkhukuku,@Адвокат, @Юрист, @Юридическая консультация